Duyurular

Değerli üyelerimiz ve takipçilerimiz! Sitemiz aktif  kullanıma açılmıştır. Yayınlanmasını istediğiniz haberler, duyurular veya yazılarınız için bizlere ulaşabilirsiniz.

Mail adresi:mkbszsari@gmail.com


Rize Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 0   0
EURO 0   0
       
Özlü Sözler
Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim, Sana uymayabilirim. Yanımda yürü ki böylece seni görebileyim, böylece ikimiz eşit oluruz.
YAZARLARIMIZ


  SON EKLENEN MAKALE
Zamana Nasıl Bakmalı

Zamana Nasıl Bakmalı
 

"Zaman geçiyor" şeklinde bir ifademiz var. Zamanı gelip geçen bir süreç olarak tanımlayan ve insanın zihni kayıtlarına bu algıyı yerleştiren bir tanımlama. Bu ifade insan hayatının su gibi bir akış hareketinde olduğu algısını uyandıran, çok da hatalı olmayan bir tanımlama. Bu algıya göre “zaman geçiyor” tanımlaması bir noktada beliren hareketin diğer bir noktaya ulaşması serüvenini oluşturuyor insan zihninde.

Zamanı daha iyi öğrenebilmek, anlayabilmek, hissedebilmek ve ifade edebilmek için çok düşünce harcamak gerektiğini, bu sırlı kelimenin o kadar da basit yorumlanamayacağını düşünenlerdenim. Bu açıdan bu kelimeyi çokça düşündüm ve kelimenin mana diyarına ulaşabilmek için değişik yollar bulmaya çalıştım. Kaç seyir yolu denedim bilmiyorum ama bana açılanların arasından doğru seçim yapabilme konusunda tek yardımcı unsurun kelimenin mana ikliminden yayılan esintileri yakalayabilmede olacağını çok iyi anladım sonunda. Klasik "zaman" kavramının eldesinden çok daha ötede başka bir arayışın, mana derinliklerinden yansıyabilecek ışık üzmeleri olacağını bulmak kolay olmadı. 

Zaman akıp giden bir esinti midir acaba? Hepsi bu kadar mı yani? Çokça zihin emeği harcadığım zaman dekoru için defalarca düşündüm. Akşam karanlıkta, sabah seher vaktinde, gündüz yemek saatlerinde.. Bir fizikçi veya matematikçi gibi olmasa da o iklimlerin de desteğini alarak hayallerimi biraz daha zorladım. Filozof veya İslam alimleri arasında zaman mefhumunu gündemine alan değişik yaklaşımların var olduğunu biliyoruz.  Mesela; "varlıkla yokluğun art arda sıralanması" tanımlamasından "aydınlık ve karanlığın üst üste gelmesi" anlayışlarına kadar zamanı maddenin sınırlarında veya metafizik derinlikte değerlendiren birçok yaklaşım ve bakışlar mevcut. Bunlar arasında bizim yaklaşım veya bakışımız nereye oturur pek bilemesem de tefekkür deryasından iktibasla zorladığım zihinsel profillerle kendimce basit bir veriye ulaştım da diyebilirim, doğru veya yanlış.

 

Zaman kavramı için bende oluşan algı derinliğine şu şekilde yaklaşırsak anlaşılması için faydalı olacaktır kanısındayım.

Allah'ın yarattığı her şeyin büyük bir sanat eseri olduğunu biliyoruz. Bu açıdan, yaratılışı icabı zamanın da bir sanat eseri olduğunu düşünürsek bu eserde saklanan sır ve derinlikler ile özellik, renk ve desenlere daha hızlı ulaşabiliriz herhalde. Zaman bir taraftan sanat diğer taraftan ise sır olma özelliği ile cazibesini hiçbir zaman kaybetmeyecek bir varlık olduğundan sırrına vakıf olma hevesi güden ruhlar için büyük bir ihtimalle çeşitli kıvılcımlar yayıp onları her zaman yakıp tutuşturacaktır. Maddenin varlığını anlayabilmekte insan oğlu henüz daha tatmin olmamışken soyut varlıkları tanıma ve tanımlayabilmede elbette hiçbir zaman tam sonuca ulaşamayacaktır. Çünkü Yaratan’ın ilminin sonsuzluğu her şeyi kuşatmıştır ve bu sonsuzluğa sonlu hiçbir akıl tam olarak tanım koyamayacaktır. Ben özgün bakışla zamanı bir sanat eseri anlayışına taşıyıp bu sırlı kelimeye buradan nazar ettiğimde bana gelen ışık huzmelerinin içinde aydınlattığını ancak şu şekilde izah edebilirim.

Sanat kavramının kendi lisanında zaman nasıl anlatılır ve orada edindiği konum açısından zaman ne olabilir?

Evet.

 

Genel anlayış ve algının dışında zaman kanımca akıp giden, aktığı anda kaybolan ve geride sadece bir tarih çizgisi bırakan boş durumlar veya dekorlar olamaz. Unutulmuş, mazide kalmış serüven, ömür veya hareket (amel) hiç olamaz. Onu, sorgusu olmayan ve kendisini kaybolan canlılık rafına kaldırabileceğimiz bir yaşam tesiri olarak görmek de oldukça yanlış olacaktır. Zaman büyük bir sanat eseri ise bunun bir eser olarak işlenmesi ve saklanması gerekmez mi? Evet, zaman büyük bir sanat eseri. Vezin, ölçü. İnsanı bir tezgâh olarak yaratan Allah, zamanı bu tezgâhtan geçen ve geçtiği tezgâhın iplikleriyle şekil alan, nakşedilen, dokunan bir kayıt defteri; vezin, ölçü olarak sanatsallaştırmış, hiçbir zaman geride kalmış, gelip geçici ve boşa düşmüş anlar olarak önümüze koymamıştır. İnsanın zamanda yürüdüğünü söyleyenlerin aksine bu bakış, zamanın insandan geçtiğini gösteren bir tersleme tespiti oluyor.  Bu izaha göre zaman, dokuma tezgahından akan bir halı, kilim vs. dir. Yani "Amel Defteri". İnsanın işlediği her şeyi kalıcı hale getiren bir yazılım yani. Kısaca zaman geçip giden bir akış değil, bir gün önüne konulup  "sana sunulan ve senden geçerken üzerine dokuduklarına hele bir bak" denilecek büyük bir eser.

Zamanı, yazıcıya takılan boş ve temiz bir sayfa olarak düşünürsek bizdeki yaklaşım daha net anlaşılacaktır. Giriş cümlemizde kullandığımız ve zaman hakkında genel anlayışımızı gösteren   "zaman geçiyor" ifadesinin hatalı bir anlayış olduğunu düşünenlerdenim. Zaman, insanın üzerinden geçip giden bir akım, akış, hareket değil, zaman; kaybolmayan, geçip gitmeyen, üzerinde kayıt olunan, rulo şeklinde tezgâhın arkasında destelenen büyük bir eserdir bana göre.

 



Muhammet SARI

Okunma Sayısı: 282

 

© Copyright 2019  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Dernek Sitesi | Köy Sitesi


Top